Gizli şeker tanısı sonrası kan şekeri nasıl düşürülür
Gizli şeker, Tip 2 diyabet öncesindeki dönemi ifade ediyor. Kan şekeri ölçümleri, riskler ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ilgili bilgiler.
Gizli şeker olarak bilinen prediyabet, kan şekeri düzeylerinin normalin üzerine çıktığı ancak Tip 2 diyabet ölçütlerine ulaşmadığı dönemi ifade ediyor. Bu süreç çoğunlukla belirti vermediği için durumun fark edilmesi kan testleriyle mümkün oluyor. Kontrol altına alınmadığında Tip 2 diyabete ilerleyebilen prediyabette beslenme, hareket, uyku ve kilo yönetimi öne çıkıyor.
Sağlıklı açlık kan şekeri 70-99 mg/dL aralığında kabul ediliyor. Prediyabette açlık değeri genellikle 100-125 mg/dL arasında bulunuyor; 126 mg/dL ve üzerindeki sonuçlar ise diyabet sınırına işaret ediyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, gizli şekerin belirti vermeyebileceğini ve bu nedenle düzenli taramanın gerekli olduğunu belirtti.
Gizli şeker nasıl anlaşılır?
Prediyabeti olan kişilerin çoğunda belirgin bir yakınma görülmeyebiliyor. Tip 2 diyabete geçiş başladığında geceleri sık idrara çıkma, yoğun susama, düzenli yemek yenmesine rağmen aşırı açlık ve tükenmişlik gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu şikâyetler tek başına tanı koydurmadığından değerlendirme kan testleriyle yapılıyor.
Açlık kan şekeri testi için en az sekiz saat boyunca su dışında yiyecek ve içecek tüketilmemesi gerekiyor. HbA1c testi ise son iki-üç aydaki ortalama kan şekeri düzeyini gösteriyor. HbA1c değerinin yüzde 5,7-6,4 arasında olması prediyabetle uyumlu kabul edilirken, yüzde 6,5 ve üzeri diyabet sınırı olarak değerlendiriliyor.
Bu ölçümlerin yorumlanması kişinin genel sağlık durumu ve diğer riskleriyle birlikte yapılmalıdır. Ailede Tip 2 diyabet öyküsü, fazla kilo veya obezite, hareketsizlik, 45 yaş ve üzeri olmak, sigara kullanımı, gebelik diyabeti öyküsü, uyku apnesi ve polikistik over sendromu riskle ilişkilendiriliyor.
Yaşam tarzı değişiklikleri neden önemli?
Prediyabetin başlıca nedenleri arasında insülin direnci yer alıyor. Kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin insüline yeterince yanıt vermemesi kan şekerinin yükselmesine yol açabiliyor. Genetik özellikler, özellikle karın çevresinde biriken yağ, hareketsizlik, kronik stres, yetersiz uyku, yoğun işlenmiş gıda tüketimi, uzun süreli steroid kullanımı ve bazı hormonal bozukluklar insülin direnciyle ilişkilendiriliyor.
Toplam vücut ağırlığının yüzde 7’sini kaybetmenin Tip 2 diyabet gelişme riskini yarıdan fazla azaltabildiği belirtiliyor. Haftada beş gün, günde 30 dakika olmak üzere toplam 150 dakika hareket etmek; kasların kan şekerini kullanmasına ve vücudun insüline duyarlılığının artmasına katkı sağlayabiliyor. İlave şekerleri azaltmak, basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratları tercih etmek, hazır gıdaları sınırlamak ve sebze ağırlıklı ev yemeklerine yönelmek de öneriler arasında bulunuyor.
Stresi yönetmek, sigarayı bırakmak, uyku bozukluklarını ele almak ve yüksek kolesterol ile yüksek tansiyon gibi eşlik eden durumları kontrol altında tutmak da risk yönetiminin parçası olarak sıralanıyor. Bununla birlikte genetik yatkınlık bazı kişilerde yaşam tarzı değişikliklerine rağmen prediyabet riskinin sürmesine neden olabiliyor.
Prediyabetin en önemli sonucu Tip 2 diyabete dönüşmesi. Diyabet geliştiğinde kalp krizi ve inme, sinir hasarı, göz ve böbrek sorunlarıyla karşılaşma riski artabiliyor. Ayrıca hipertansiyon, karaciğer yağlanması, depresyon, enfeksiyonlar, cinsel işlev bozukluğu ve felç gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor.









