Genç Sanatçı Gamze Naz Aydın: Çizimlerinde Sezgisel Bir Yolculuk

Genç sanatçı Gamze Naz Aydın, sezgisel çizim pratiğiyle sanatseverlerle buluştu. Çizimlerinde akışın önemine dikkat çekti.

Genç sanatçı Gamze Naz Aydın, Ankara’daki Unite Mekanda yoğun renkler ve sezgisel çizgilerle oluşturduğu görsel dünyasını sanatseverlerle paylaştı. Aydın, çizim pratiğini planlı kompozisyonlardan ziyade içgüdüsel bir akışa dayandırarak, üretim sürecini “çizginin ritmini takip etmek” şeklinde tanımladı.

Parlak renkler, deformasyona uğramış figürler ve yoğun desenler içeren eserleriyle dikkat çeken Aydın, Gazeteci Levent Uyanıker’e verdiği röportajda, bu görsel dilin bilinçli bir estetik tercih olmaktan çok, yıllar içinde doğal bir ifade biçimine evrildiğini belirtti. Çocukluk döneminden beri çizim yaparken planlı bir tasarım yerine akışın içinde kalmayı tercih ettiğini ifade eden sanatçı, “Aslında bu kendiliğinden ortaya çıktı. Çocukluğumdan bu yana kağıt üzerinde plan yapmadan, bir akış içerisinde çizim yapıyorum” dedi.

Aydın, zamanla yeni dokular, renkler ve kalemlerin üretim sürecine dahil olduğunu ancak çizim yapma şeklinin değişmediğini vurguladı. Bu ifade biçiminin çok alıştığı bir hal aldığını ve doğal bir alışkanlık haline geldiğini dile getirdi.

Sanatçının eserlerinde yer alan figürler, bazen mitolojik varlıkları, bazen böcekleri ya da maskeleri çağrıştırıyor. Ancak Aydın’a göre bu imgeler, üretim aşamasında bilinçli olarak planlanmıyor; çoğu zaman çizim tamamlandıktan sonra anlam kazanıyor. Aydın, “Çizim yapma şeklimde nesneler kendiliğinden ortaya çıktığı için çoğu zaman semboller de sonradan bir şey ifade ediyor. Çizim tamamlandıktan sonra dönüp baktığımda bazı imgelerin bir duygunun ya da düşüncenin izini taşıdığını fark edebiliyorum. Yani semboller üretim sırasında planlanmıyor; daha çok sonradan anlam kazanan ifadeler haline geliyor” şeklinde konuştu.

Sanatçının çizimlerinde hissedilen spontane enerji, bu sezgisel üretim biçiminin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Aydın, üretim sürecinin planlı bir kompozisyon oluşturmaktan ziyade sezgisel bir keşif yolculuğu olduğunu vurgularken, “Kesinlikle sezgisel bir süreç. Çizimler çoğu zaman planlı bir tasarımın sonucu değil; daha çok akış içinde gelişiyor. Çizgi ilerledikçe yeni formlar, dokular ve figürler de o akışın içinde kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu nedenle ortaya çıkan imgeler çoğu zaman kontrol edilen bir kompozisyondan ziyade sezgisel bir dünyanın parçaları gibi görünüyor. Benim için çizim yapmak, belirli bir sonuca ulaşmaktan çok o anın içinde kalmak ve çizginin nereye gideceğini merak ederek ilerlemek anlamına geliyor. Bu süreçte bilinçli olarak yönlendirmekten çok, çizimin kendi ritmini bulmasına izin veriyorum” ifadelerini kullandı.

Dijital araçların yaygınlaştığı günümüzde, üretiminde defter ve analog çizimin önemli bir yer tuttuğunu belirten Aydın, analog üretimin yavaş ve geri alınamaz doğasının yaratıcı süreçte özel bir anlam taşıdığını söyledi. Aydın, “Çizim sürecinde analog üretimin ruha iyi gelen bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Dijital çizimler de yapıyorum ancak kendimi en rahat ve en iyi hissettiğim alan analog üretim. Analog çizimde geri alınamazlık durumu var; yapılan hatalar sürecin bir parçası olarak kalıyor. Bana göre bu durum mükemmel olma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Yaratıcılığı mükemmeli aramak olarak değil, insanın kendine yaklaşmasının bir yolu olarak görüyorum” diye ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu