Koçyiğit: Bu, sadece bir rapor değil, demokratik bir gelecek arayışıdır
Koçyiğit, Meclis’te yaptığı açıklamada, demokratik bir gelecek perspektifinin önemine vurgu yaptı.
Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Koçyiğit, 15 Şubat 1999 tarihinde Sayın Öcalan’ın uluslararası bir komployla Türkiye’ye getirilmesinin yıldönümünü anarak, bu olayın sadece bir kişiyle sınırlı kalmadığını, Türkiye ve Ortadoğu’daki halkların eşit, özgür ve demokratik yaşam iradesini hedef alan bir müdahale olduğunu belirtti. Öcalan’ın savunduğu barış ve eşitlik perspektifinin bu komplonun siyasal hedeflerini hükümsüz kıldığını ifade etti.
Koçyiğit, 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu çağrının refah, huzur ve adalet isteyen her bireyin sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Tarihin, barışa sahip çıkma ve Kürt sorununu demokratik bir şekilde çözme iradesini ortaya koyma yükümlülüğünü bizlere verdiğini belirtti.
Toplantıda, 5 Ağustos’ta kurulan komisyonun gerçekleştirdiği 20 toplantının ardından elde edilen verilerin önemine de değinen Koçyiğit, bu süreçte toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla barış tartışmalarının zenginleştiğini ifade etti. Ortaya çıkan iradenin rapora dökülerek yeni bir aşama kaydedilmesi gerektiğini vurguladı. Kürt sorununu sadece bir güvenlik meselesi olarak ele almanın ilerlemeyi engelleyeceğini belirtti.
Koçyiğit, raporun, geçmişin yaralarını sarmayı ve geleceği demokratik güvencelerle yeniden inşa etmeyi amaçlaması gerektiğini belirtti. Sorunun siyasal ve hukuki niteliğinin kabul edilmesinin, tüm Türkiye halklarının eşit yurttaşlık talebinin sağlanması açısından önemli bir eşik olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, demokratik çözüm için cesaret gösterilmesi ve toplumun ihtiyaçlarının inkar edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Koçyiğit, Meclis gündeminde bulunan Milli Parklar Kanunu’na da değinerek, bu yasanın doğanın korunmasına yönelik olmadığını, aksine milli park alanlarının ticari hale getirilmesine yönelik bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca, kadınlara yönelik cinsel istismar davalarına da dikkat çekerek, bu konudaki yargı süreçlerinin toplumun vicdanını yaraladığını belirtti.
Son olarak, Türkiye’deki gıda enflasyonuna ve Ramazan ayı öncesinde yaşanan ekonomik sıkıntılara değinen Koçyiğit, toplumun kendi kendine yetemediği bir duruma düştüğünü ve bu durumun büyük bir güvenlik riski oluşturduğunu ifade etti. Ramazan sofralarının artık kurulamaz hale geldiğini vurgulayarak, toplumun adalet ve eşitlik arayışının devam etmesi gerektiğini dile getirdi.




