Doların Küresel Rezervlerdeki Payındaki Düşüşün Nedenleri

IMF verilerine göre, doların küresel rezervlerdeki payı 2025’te yüzde 56,92’ye düşerek son yılların en düşük seviyesine indi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ABD dolarının küresel döviz rezervlerindeki payı 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 56,92 seviyesine gerileyerek son yılların en düşük oranlarından birini kaydetti. Bu durum, doların uzun süredir sürdürdüğü küresel rezerv para birimi konumunda belirgin bir azalma yaşandığını ortaya koyuyor.

Doların rezervlerdeki payındaki bu düşüşün arkasında birkaç temel etken bulunuyor. Öncelikle, rezerv çeşitlendirme eğilimleri dikkat çekiyor. Ülkeler, döviz rezervlerini daha dengeli bir şekilde yönetmek amacıyla farklı para birimlerine yönelmeye başladı. Ayrıca, doların değerindeki dalgalanmalar ve politik belirsizlikler de bu durumu etkileyen diğer faktörler arasında yer alıyor. Euro ve diğer para birimlerinin rezervlerdeki paylarının artışı da dolardaki düşüşü destekleyen bir başka unsur olarak öne çıkıyor.

Özellikle euro, küresel rezervlerdeki payını artırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 19,12 olan euro payı, ikinci çeyrekte yüzde 20,24, üçüncü çeyrekte ise yüzde 20,33 seviyesine yükseldi. Japon yeninin payı ise, ilk çeyrekte yüzde 5,73 iken, ikinci çeyrekte yüzde 5,65’e geriledikten sonra üçüncü çeyrekte tekrar yüzde 5,82’ye yükseldi. Çin yuanı ise ilk çeyrekte yüzde 1,96’dan ikinci çeyrekte yüzde 1,99’a çıkarken, üçüncü çeyrekte yüzde 1,93’e düştü.

Doların rezervlerdeki payındaki düşüş, doların rezerv para birimi olarak statüsünü ve küresel para sistemindeki merkezi konumunu koruyup koruyamayacağına dair tartışmaları da beraberinde getiriyor. Ancak, küresel finansal işlemlerde doların hâlâ baskın para birimi olduğu gözlemleniyor. ABD, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirmesine rağmen, ticaretin yarısından fazlası dolar üzerinden faturalandırılıyor. Enerji ödemelerinin bir kısmının dolar dışındaki para birimlerine kaymasına rağmen, çoğu emtia dolar üzerinden fiyatlandırılmaya devam ediyor. SWIFT verilerine göre, doların küresel ödemelerdeki payı geçen yıl aralık ayında yüzde 50,49 olarak kaydedildi. Aynı dönemde euro yüzde 21,9, İngiliz sterlini yüzde 6,73, Kanada doları yüzde 3,44, Japon yeninin payı yüzde 3,42 ve Çin yuanının payı yüzde 2,73 olarak belirlendi.

American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin, doların rezervlerdeki payının azalmasına rağmen küresel piyasalarda hâlâ baskın para birimi olmaya devam ettiğini ifade etti. Bu düşüşün büyük ölçüde rezerv yöneticilerinin çeşitlendirme arayışından kaynaklandığını belirten Kamin, Kanada veya Avustralya doları gibi geleneksel olmayan para birimlerinin de rezervlere eklenmesinin etkili olduğunu vurguladı. Ayrıca, rezervlerini artıran bazı ülkelerin dolar payının diğer para birimlerine kıyasla daha düşük olmasının da dolardaki toplam payı azalttığını aktardı. Kamin, rezervlerdeki payda düşüşün dolardaki değer kaybıyla da ilişkilendirilebileceğini ifade etti.

Kamin, euro, yuan veya diğer para birimlerinin dolara alternatif olabileceğini düşünmediğini belirterek, “Doların öngörülebilir gelecekte hâkim konumda kalmaya devam edeceğini, ancak bu hâkimiyetin boyutunun azalacağını düşünüyorum. Küresel para sistemi daha dengeli ve çok kutuplu bir yapıya doğru ilerleyecek, ancak dolar en önemli para birimi olarak kalmaya devam edecektir,” dedi.

Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola ise, doların küresel rezervlerdeki payındaki azalmanın birkaç faktörün birleşimiyle ilgili olduğunu ifade etti. Ancak, en önemli etkenin geçen yıl yaşanan politika belirsizlikleri olduğunu belirtti. Sonola, “Tarifelerden kaynaklanan belirsizlikler, Grönland ile ilgili sorunlar ve Japonya’nın mali sorunları gibi konular, bu belirsizliklerin başında geliyor,” dedi. Doların güvenilirliğinin kaybolduğuna dair bir noktaya gelinmediğini vurgulayan Sonola, uzun vadeli bakıldığında doların nominal değerinin hâlâ uzun vadeli ortalamalarla uyumlu seyrettiğini belirtti. Ancak, politika belirsizliklerinin devam etmesi durumunda bu eğilimin sürebileceğini de sözlerine ekledi. Sonola, ilerleyen dönemde hiçbir para biriminin doların yerini alacağını düşünmediğini ve ABD’deki derin hisse senedi, kredi ve tahvil piyasalarının dolara önemli destek sağladığını kaydetti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu