Sosyal Medyada Dijital Dolandırıcılık Tehlikesi Artıyor

Sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesiyle dijital dolandırıcılık vakaları artıyor, mağduriyetler yayılıyor.

Dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, dolandırıcılar insanların dikkatsizliklerinden faydalanarak yeni yöntemler geliştirmeye başladı. Sosyal medya hesapları ele geçirilen bireyler, genellikle tanıdıklarına “acil para lazım” ya da “hesabım kilitlendi” gibi mesajlar gönderiyor. Bu tür mesajlara inanan kişiler, maddi kayıplar yaşayabiliyor.

Bir sosyal medya hesabının ele geçirilmesi, yalnızca o hesabın sahibini değil, aynı zamanda onun çevresindeki insanları da etkileyen bir dizi mağduriyete yol açabiliyor. Bu durum, kişisel verilerin kontrolsüz bir şekilde yayılmasına neden olabiliyor.

“Bana bir şey olmaz” düşüncesi tehlikeli

28 Ocak Veri Koruma Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan avukat Özlem Kurt, dijital dolandırıcılığın en büyük riskinin “Bana bir şey olmaz” düşüncesi olduğunu belirtti. Kurt, dolandırıcılığın genellikle hız ve güven duygusu üzerinden geliştiğini ifade ederek, “Bir hesabın ele geçirilmesi, sadece hesap sahibini değil, o kişinin çevresini de etkileyen zincirleme bir mağduriyete dönüşebiliyor. Bu tür eylemler bilişim suçları kapsamında cezai sonuçlar doğurabileceği gibi, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi ve işlenmesi riskini de beraberinde getiriyor.” dedi.

Hukuki süreci başlatmak önemli

Kurt, dolandırıcılık olayının hemen ardından sürecin resmiyet kazanmasının ve delillerin kaybolmamasının kritik olduğunu vurguladı. Özlem Kurt, sosyal medya dolandırıcılık vakalarında failin her zaman tespit edilemeyeceğine dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:

“Bu tür dijital dolandırıcılık vakalarında suç duyurusunda bulunmak, fail tespit edilemese dahi hem üçüncü kişilerin uğradığı zararlar bakımından hem de ileride hesap sahibine yöneltilebilecek sorumluluk iddialarına karşı koruyucu ve gerekli bir adımdır. Ekran görüntüleri, mesaj içerikleri, IBAN ve hesap bilgileri ile tarih-saat kayıtlarının saklanması ve sosyal medya platformları üzerinden resmi güvenlik ve hesap ihlali bildirimlerinin yapılması hayati önem taşır.”

Kamera görüntüleri izinsiz paylaşılmamalı

Güvenlik kameralarının görüntüleri ve apartman, site gibi yerlerdeki WhatsApp grupları, kişisel veri ihlallerinin sıkça yaşandığı alanlar arasında yer alıyor. Rıza alınmadan telefon numaralarının gruplara eklenmesi, aidat borç listeleri veya öğrenci bilgilerinin paylaşılması, kişisel verilerin kontrolsüz bir şekilde yayılmasına neden olabiliyor. Aynı şekilde, güvenlik amaçlı alınan kamera görüntülerinin “bilgilendirme” veya “ibret” gerekçesiyle paylaşılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali anlamına gelebiliyor.

Uzmanlar, WhatsApp gruplarının resmi bir iletişim alanı olmadığını ve bu tür paylaşımların idari para cezaları ve bazı durumlarda cezai sorumluluk doğurabileceğini hatırlatıyor. Vatandaşlar, kişisel verilerinin hangi hukuki dayanakla paylaşıldığını sorma ve verilerin silinmesini talep etme hakkına sahiptir.

İş görüşmelerinde medeni durum sorulamaz

Bayram veya yılbaşı gibi özel günlerde gönderilen tebrik mesajları, çoğu zaman farkında olmadan veri ihlaline dönüşebiliyor. Açık rıza olmadan gönderilen SMS, e-posta veya WhatsApp mesajları, hem kişisel verilerin korunması hem de ticari elektronik ileti mevzuatı açısından sorun teşkil edebiliyor. Ayrıca, işe alım süreçlerinde adaylara yöneltilen yaş, medeni hal veya çocuk planı gibi sorular, işin niteliğiyle doğrudan bağlantılı olmadıkları sürece hukuka aykırı veri işleme olarak değerlendiriliyor. Özlem Kurt, “Sadece tebrikti” ya da “herkes soruyor” gibi gerekçelerin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Vatandaşlar, kişisel verilerinin hangi amaçla istendiğini sorma ve bu tür sorulara cevap vermeme hakkına sahiptir.

Tek şifre tehlikesi

Son zamanlarda yapay zeka platformlarının kontrolsüz kullanımı, şirketler için yeni bir risk alanı oluşturuyor. Tek hesap ve tek şifreyle tüm çalışanların aynı yapay zeka aracını kullanması, müşteri ve çalışan verilerinin izlenemez bir şekilde sisteme girmesine, yetkisiz erişimlere ve veri güvenliği zafiyetlerine yol açabiliyor. Kimin hangi veriyi, ne zaman ve hangi amaçla girdiğinin tespit edilememesi, şirketler açısından kişisel veri ihlali riskini artırıyor. Uzmanlar, bu tür uygulamaların kişisel verilerin korunması mevzuatı kapsamında ciddi yaptırımlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Çözüm olarak, kullanıcı bazlı erişim, yazılı kullanım politikaları ve çalışanlara yönelik farkındalık eğitimleri önerilmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu