Özkaynak Kârlılığında Enflasyon Baskısı Artış Gösteriyor

Bankacılık sektöründe özkaynak kârlılığı, enflasyonun altında kalmaya devam ediyor. 2026 itibarıyla kârlılık oranı %26,8 seviyesine geriledi.

ŞEBNEM TURHAN

Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) verilerine göre, bankacılık sektörü 2018 yılından bu yana özkaynak kârlılığında enflasyonun altında kalmaktadır. Nisan 2026 itibarıyla bankaların ortalama özkaynak kârlılığı %26,8 seviyesine düşerken, enflasyon %32,37 olarak kaydedilmiştir. TBB Başkanı Alpaslan Çakar, sektördeki en büyük sorunlardan birinin özkaynak kârlılığının enflasyonun gerisinde kalması olduğunu ifade etti. Bu yıl sonuna yönelik beklentiler, bankacılık sektörünün enflasyonu aşamayacağını gösteriyor.

2017 yılında, yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir özkaynak kârlılığı yaşanmıştı. O yıl bankaların ortalama özkaynak kârlılığı %14,9, tüketici enflasyonu ise %11,92 olarak gerçekleşmişti. Ancak 2018 yılından itibaren bu durum değişti. 2018 sonunda özkaynak kârlılığı %13,8, enflasyon ise %20,3 oldu. 2019 yılında ise %10,6’lık özkaynak kârlılığına karşılık enflasyon %11,84 olarak belirlendi.

Pandemi süreci ile birlikte özkaynak kârlılığı ve enflasyon arasındaki fark daha da açıldı. Bankacılık sektörü, 2020 yılını %10,5 özkaynak kârlılığı ile kapatırken, enflasyon %14,6 seviyesine ulaştı. 2021 yılında düşük faiz politikası uygulandığında özkaynak kârlılığı %14’e çıkmasına rağmen enflasyon %36,08’e yükseldi. 2022’de özkaynak kârlılığı %40,3’e yükselmesine rağmen, enflasyon %64,27 ile çok daha yüksek bir seviyede kaldı. 2023 yılına gelindiğinde ise özkaynak kârlılığı %34,5’e gerilerken, enflasyon %64,77’ye çıktı.

2023 Haziran ayında sıkı para politikalarının devreye girmesiyle birlikte, 2024 yılı sonunda özkaynak kârlılığının %26,5’e inmesi ve enflasyonun %44,38 seviyesine ulaşması bekleniyor. Geçen yıl uygulanan dezenflasyon programı ile enflasyonda bir düşüş yaşanmış olsa da, özkaynak kârlılığı %27,2’ye karşılık enflasyon %30,89 olarak kaydedildi. Nisan 2026 itibarıyla bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığı %26,8 seviyesinde kalırken, yıllık tüketici enflasyonu %32,61 olarak belirlendi. 2026 yılına umutla başlayan sektör, özkaynak kârlılığında enflasyonun altında kalmaya devam ediyor. Bu durum, makroihtiyati önlemler ve yüksek fonlama maliyetleri ile ilişkilendiriliyor.

Özkaynak kârlılığı, bankacılık sektörünün en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. TBB Başkanı Alpaslan Çakar, güçlü bir özkaynak yapısının, bankaların olası ekonomik risklere karşı dayanıklılığını artıran temel unsurlardan biri olduğunu belirtti. Nisan 2026 itibarıyla bankaların özkaynaklarının 4.4 trilyon TL olduğunu ifade eden Çakar, özkaynak kârlılığının enflasyon oranının altında kalmasının, ihtiyatlı risk yönetimi ve sürdürülebilir büyümenin finansmanına katkı sağlamak açısından kritik olduğunu vurguladı.

Ancak özkaynak kârlılığının enflasyonu aşamaması, bankalar için olumsuz bir durum yaratıyor. Bankacılık sektörünün net kârı yüksek görünse de, reel gelir elde edebilmek için özkaynak kârlılığının enflasyonu aşması gerekiyor. Özkaynak kârlılığı, bankanın sermayesinin etkinliğini gösterirken, net faiz marjı da bu oranı etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Son yıllarda özkaynak kârlılığını en fazla etkileyen faktör ise net faiz marjının düşüklüğü. Bu durum, makroihtiyati tedbirler ve sıkı para politikaları ile belirleniyor.

2026 yılı başında bankacılık sektöründe özkaynak kârlılığı beklentileri %25-29 bandında şekillenmişti. Savaş öncesi yıl sonu enflasyon tahminleri doğrultusunda, bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığının enflasyonu aşma olasılığı bulunuyordu. Ancak günümüzde piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi, TCMB’nin beklenti anketine göre %29,14 ile %30 civarında seyrediyor. Bu durum, 2026 yılında da bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığının enflasyonun altında kalma olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor.

İş Yatırım ekonomistlerinin raporuna göre, ortalama özkaynak kârlılığı banka grubu bazında değişiklik göstermektedir. 2025 Nisan – 2026 Nisan döneminde sektör ortalaması %25-35 bandında seyretti. Katılım bankaları, Mart 2026’da yaklaşık %56 seviyesine yükselerek veri setindeki en yüksek aylık özkaynak kârlılığına ulaştı. Raporda, Mart 2026’daki güçlü toparlanmanın, faiz indirim döngüsünde kâr payı maliyetlerinin aktif getirilerden daha hızlı gerilemesinin kârlılığı geçici olarak desteklediği belirtiliyor. Ancak Nisan ayında ortalama özkaynak kârlılığı yaklaşık %26,5 seviyesine gerileyerek kısmi bir normalleşme göstermiştir.

Kalkınma ve yatırım bankaları ise aynı dönemde ikinci en güçlü grup olarak öne çıkmıştır. Bu bankalar, %39-45 oranında özkaynak kârlılığı yakalayarak sektör ortalamasının üzerinde kalmayı başarmıştır. İş Yatırım ekonomistleri, yüksek faiz ortamında bu grubun mevduat maliyetlerinin bulunmamasının önemli bir avantaj sağladığını belirtirken, kalkınma yatırım bankalarının Nisan 2026’da özkaynak kârlılığının %35,9 ile enflasyonu aştığını ifade etmiştir.

Geçen yıl yaşanan iç siyasi gerilimler sonucunda kamu mevduat bankalarının özkaynak kârlılığı %45’ten %9’a sert bir düşüş göstermiştir. Diğer gruplarda ise bu oran %15-20 bandına gerilemiştir. Ardından yaşanan toparlanma ile birlikte, Mart 2026’da kamu mevduat bankalarının özkaynak kârlılığı yaklaşık %27 seviyesine ulaşmışken, Nisan 2026’da %13,9’a düşerek sektör ortalamasının altında kalmıştır.

Özel mevduat bankaları ise sektör ortalamasına en yakın seyreden grup olmuştur. Mayıs – Temmuz 2025 döneminde yaklaşık %15 seviyesine gerileyen grubun özkaynak kârlılığı, bu dönemde daha faize duyarlı mevduat tabanı nedeniyle net faiz marjı baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. 2025’in ikinci yarısında toparlanma kademeli olarak gerçekleşmiş ve Mart 2026’da yaklaşık %36 seviyesine ulaşmıştır. Ancak Nisan ayında grup, yaklaşık %11,2 seviyesine sert bir düşüş yaşayarak veri setindeki en düşük seviyesine ulaşmıştır.

Yabancı mevduat bankaları ise dönem boyunca %25-35 bandında kalarak en istikrarlı profilini sergilemiştir. Nisan 2026’daki yaklaşık %29,4 seviyesi de bu dirençli görünümü teyit etmektedir. İş Yatırım ekonomistleri, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı mevduat bankalarının daha muhafazakâr risk iştahı ve daha sıkı maliyet disiplinini yansıttığını belirtirken, bu özelliklerin grubun olumlu faiz dönemlerinde yerli gruplar kadar yukarı yönlü potansiyel yakalamasına engel olduğunu ifade etmiştir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu