Yeniyetme: Dostoyevski’nin Dağınık ve Çarpıcı Romanı
Dostoyevski’nin Yeniyetme romanı, Arkadi Dolgoruki’nin kimlik arayışını ve yetişkinliğe geçiş sancılarını Mustafa Kemal Yılmaz’ın çevirisiyle yeniden gündeme taşıyor.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikleri dizisinde yayımlanan Yeniyetme, ilk bakışta Dostoyevski külliyatına sonradan eklenmiş yeni bir eser izlenimi veriyor. Oysa kitap, Türkçede daha önce Delikanlı adıyla yayımlanan romanın yeni çevirisi. Mustafa Kemal Yılmaz’ın Rusçadan yaptığı bu çalışma, eserin adını ve bazı çeviri tercihlerini yeniden tartışmaya açıyor.
Romanın çevirmeni Mustafa Kemal Yılmaz, Moskova Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde Rus edebiyatı alanında yüksek lisans ve doktora eğitimi aldı. Yılmaz daha önce Lev Tolstoy, İvan Turgenyev, Arkadi Averçenko, Mihail Bulgakov, Rodyon Beryozov ve Viktor Pelevin’in eserlerini Türkçeye kazandırdı.
Romanın adı neden Yeniyetme?
Dostoyevski’nin 1875’te yayımlanan romanının Rusça adı “Podrostok”. Bu sözcük Türkçede “ergen”, “delikanlı” ya da “yeni yetme” anlamlarına karşılık geliyor. Eser, daha önce Servet Lünel’in çevirisiyle Delikanlı adı altında yayımlandı. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Rus Klasikleri dizisindeki bu çeviri 1946, 1948 ve 1949 yıllarında üç cilt halinde basıldı. Leyla Soykut ve Ergin Altay gibi çevirmenler de sonraki çalışmalarında “Delikanlı” adını tercih etti.
Bu nedenle Yeniyetme adı, Türkçe yayıncılık açısından alışılmış tercihten belirgin biçimde ayrılıyor. Okurların romanı uzun yıllar “Delikanlı” adıyla tanımış olması, yeni kitabın aranmasını ve fark edilmesini zorlaştırabilir. Ancak Yılmaz’ın seçimi, Rusça sözcüğün anlam alanını ve romanın anlatıcı üzerindeki işlevini daha doğrudan yansıtmayı amaçlıyor.
Çevirmenin açıklamasına göre “podrostok”, gündelik Rusçada çoğunlukla ortaokul çağındaki çocukları tanımlamak için kullanılıyor ve “yeni yetişmek” anlamındaki bir fiilden türetiliyor. Romanda ise bu ifade yalnızca yaş belirten nesnel bir tanım değil. Anlatıcı Arkadi Dolgoruki, artık çocukluk dönemini geride bırakmış olmasına rağmen kendisini olgunlaşmamış, kararsız ve sürekli hata yapan biri olarak gördüğü anlarda bu sözcüğü kendisi için kullanıyor.
Arkadi’nin kimlik ve özgürlük arayışı
Yeniyetme, 19 yaşındaki Arkadi Makaroviç Dolgoruki’nin kendi kimliğini kurma çabasını merkezine alıyor. Arkadi, eski bir serf olan Makar İvanoviç Dolgoruki’nin nüfusuna kaydedilmiş olsa da gerçek babası, taşralı soylu Andrey Petroviç Versilov’dur. Versilov ile evin genç hizmetçisi Sofya Andreyevna arasındaki ilişkiden doğan Arkadi, hayatı boyunca bu karmaşık aile geçmişinin ve gayrimeşruluk duygusunun yükünü taşır.
Eğitimini yarıda bırakan Arkadi, aldığı radikal kararların ardından Petersburg’a gider ve burada babası, annesi ile kız kardeşleri Liza ve Anna’nın çevresinde şekillenen karmaşık ilişkilerin içine çekilir. Onun “fikrim” diye adlandırdığı temel hedef, üniversiteye gitmek yerine büyük bir servet edinerek bağımsızlığını kanıtlamaktır. Rothschild ailesi kadar zengin olma arzusu, aslında para sahibi olmaktan çok güç ve mutlak bireysel özgürlük isteğini ifade eder.
Arkadi, bir yandan ekonomik bağımsızlığını kazanmayı tasarlarken diğer yandan kendisini hayatı boyunca dışlanmış hissettiren Versilov’la hesaplaşmak ister. Babası ise düzenli bir işle ilgilenmeyen, sefahate düşkün, kadınlarla ilişkileri ve savurganlığı nedeniyle sürekli söylentilerin konusu olan bir toprak sahibidir. Baba ile oğul arasındaki gerilim, yalnızca kişisel bir hesaplaşmadan ibaret kalmaz; farklı kuşakların dünya görüşlerini de karşı karşıya getirir.
Versilov, 1840’ların geleneksel düşünce dünyasını temsil ederken Arkadi, 1860’lar Rusya’sında etkili olan yeni ve nihilist fikirlerin izlerini taşır. Petersburg toplumuna girdikçe tanık olduğu ilişkiler, Arkadi’nin kesinlik iddiasını sarsar. Genç adam, çevresindeki insanların tutkuları, sırları ve ahlaki çatışmaları arasında kendi yaşamına anlam vermeye çalışır.
Dağınık anlatı mı, bilinçli bir biçim mi?
Roman, yayımlandığı dönemden itibaren Dostoyevski’nin diğer büyük eserleriyle karşılaştırıldı. Çok sayıda karakteri, mektubu, belgeyi, sırrı, aile bağını, aşk ilişkisini ve siyasal-toplumsal tartışmayı bir arada barındırması, eserin yapısal açıdan dağınık bulunmasına yol açtı. William C. Brumfield romanı, Dostoyevski’nin büyük romanları arasındaki en zayıf eser olarak değerlendirdi. Buna karşılık bazı eleştirmenler, Yeniyetmenin yazarın yeterince ilgi görmemiş önemli kitaplarından biri olduğunu savundu.
Roman, Suç ve Ceza, Budala, Ecinniler ve Karamazov Kardeşler ile birlikte Dostoyevski’nin beş büyük romanı arasında da anılıyor. Eserdeki dağınıklığın nedeni, yalnızca olay örgüsündeki gevşeklik olmayabilir. Hikâye, yetişkinliğe geçmeye çalışan Arkadi’nin belleğinden ve bilincinden aktarılıyor. Dolayısıyla karşımızdaki anlatı, düzenli ve tamamlanmış bir dünyanın değil, yönünü bulmaya çalışan bir zihnin ürünü olarak da okunabilir.
Hermann Hesse, romanı özellikle diyaloglarındaki ustalık, psikolojik gözlem gücü ve Rus toplumuna ilişkin itiraf niteliğindeki bölümleri nedeniyle değerli buldu. Hesse ayrıca eserin ironik tonunun, Dostoyevski’nin diğer romanlarından ayrıldığını belirtti.
Olgunlaşmanın tersine çevrilen hikâyesi
Yeniyetme, ilk bakışta bir gelişim ve olgunlaşma romanı olarak değerlendirilebilir. Ancak Arkadi’nin değişimi, belirli bir fikri hayata geçirmesiyle değil, başlangıçta sıkı sıkıya bağlandığı fikirden vazgeçmesiyle gerçekleşir. Bu yönüyle eser, klasik gelişim romanının çizgisini tersine çeviren, hatta onunla ironik bir ilişki kuran bir yapı sergiler.
Arkadi’nin sorunları, yalnızca gençlik döneminin kararsızlıklarından kaynaklanmaz. O, kendisini tanımlayacak bir kimlik, babasından bağımsız bir hayat ve toplum karşısında mutlak bir özgürlük arar. Fakat Petersburg’daki ilişkiler ve karşılaştığı ahlaki ikilemler, bu hedeflerin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Genç adamın olgunlaşması, dünyayı kendi düşüncesine göre biçimlendirmesinden çok, kendi düşüncelerinin sınırlarını fark etmesiyle başlar.
Romanı ilk kez 1984’te Ergin Altay’ın çevirisiyle okuyanlar için Mustafa Kemal Yılmaz’ın çalışması, esere yeniden dönme fırsatı sunuyor. Ancak yeni çeviri, romanın anlatısal niteliğine ilişkin temel sorunu ortadan kaldırmıyor. Dostoyevski, diyaloglar aracılığıyla siyaset, din, yaşam ve varoluş gibi pek çok konuya giriyor; ana hikâyeden sık sık uzaklaşıyor. Bu durum, diğer başyapıtlarında güçlü bir bütünlük yaratırken Yeniyetmede zaman zaman eserin etkisini zayıflatıyor.
Yine de romanı yalnızca “zayıf” ya da “dağınık” bir Dostoyevski eseri olarak değerlendirmek, biçimsel tercihlerinin arkasındaki anlamı gözden kaçırabilir. Çünkü Yeniyetme, tamamlanmış bir kişiliğin hikâyesini değil, henüz oluşum halindeki bir bilincin dünyasını anlatıyor. Arkadi’nin anlatısı gibi romanın biçimi de çelişkili, yön değiştiren ve tamamlanmamış. Bu nedenle eser, hem Dostoyevski’nin edebi dünyasındaki yerini hem de gençlikten yetişkinliğe geçişin sancılarını tartışmak için okunmayı sürdürüyor.
Yeniyetme, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, çeviren Mustafa Kemal Yılmaz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ağustos 2026.




